Evi temizleyip eylem için yollara düşmek – Dilek Aslan

0

Adım Dilek Aslan Bimeks direnişçisiyim. 48 yaşındayım. 2 çocuk annesiyim. Ticaret lisesi mezunuyum. Okul sonrası evlendim. Eşim belirli bir süre çalışmama izin vermedi.
Çocuklar da çok küçüklerdi ama daha sonraları maddi sıkıntılar büyüyünce mecbur kaldım ve eşimin servis çektiği Bimeks ile tanıştım ve çalışmaya başladım. İlk yıllar haftada 2 full’le çalıştık. 2 full demek 2 gün hayattan tamamen kopmaktı. Kabus gibiydi, nefret ediyordum fullerden. Çocuklarımı göremiyordum. Çok özlüyordum.

Mağazada maillerde aile olduğumuzu bi gemide olduğumuzu belirtiyorlardı. Yıllar geçtikçe büyüyordu mağazalar, çoğalıyordu. Üstüne 2 firma satın alındı. Elektroworld ve Darty. Artık Bimeks git gide güçlendi. Bu sırada mağazada konuşmalar vardı bir yerlerden para aktığı anlatılıyordu ama ben hiç ilgilenmiyordum. Hatta yakın olduğumuz yetkili çalışanlardan cemaat, tarikat toplantı sözlerini duyuyorduk. Ramazan erzaklarının içinde o dini kitaplar veriliyordu. Zaten sonrada kendi ağızlarından duymuşlar “tazminat bize göre hak değil” dediklerini. 15 Temmuz olaylarından sonra değirmenin suyu kesilmeye ve maaşlarımız verilmemeye başladı. Primler kesildi, mağazalar bir bir kapanmaya başladı. Her hafta bir yalanla mail atılıp “Allah’ın izniyle görüşmeler devam ediyor” denildi. Pazartesiler cumalar bitmiyordu günden güne sözler tutulmuyordu. O sırada oğlum rahatsızlanmıstı, delircek gibiydim.

Ramazan erzaklarının içinde o dini kitaplar veriliyordu. Zaten sonrada kendi ağızlarından duymuşlar “tazminat bize göre hak değil” dediklerini.

Ne yapacağımı bilemez haldeydim devlet hastaneleri doluydu özel hastaneye de beş kuruş para yoktu. Borçlar birikmişti. Eşim “kapanmayan mağazalara haciz koydur” dedi ama elim varmadı, kıyamadım ama onlar bize göz göre göre kıydılar. Hâlâ bizi oylamaya devam ediyor, mağazalarına bekçi yapıyorlardı. Bu sırada çoktan paralar yabancı ülkelere kaçırmışlardı. Mağazamızın kapanışında koca koca ürünleri paletlerle biz bayanlar çekip yükleme yapıyorduk ama yine de ses çıkarmıyorduk. Çıkışlarımız tazminatlarımız hesaplanır elimize A4 şeklinde verilmişti. Hayata sıfırdan başlamıştık. Borçlarla, yeniden. Çoğu arkadaşlar mahkemelere verdi hacizler gönderdi ama ben yine kıyamadım battılar dedim. İnandım, beklemeye devam ettim ta ki arkadaşlara bir araya gelip Umut-Sen ile tanışana dek.

İlk gözaltında nezarethaneye atıldık. Ne yapmıştık ki? Hakkımızı çalan dışarıda biz ise hayatta çok korktuğumuz nezarethanedeydik, açtık avukatımız yemek getirmişti tam ağzıma atacaktım ki bir polis elimden aldı. Zehirlenirmişiz, açtık ya aç.

Nerde oturduklarını, o villaları görünce aklım kaçıracak gibi oldum. Meğer ayakta uyutulmuşuz. Akgiraylardan hiçbir şey eksilmemiş, aksine Cumhurbaşkanın görevlendirmesiyle SPK’nın başına getirilen ve şaibeli bir şekilde borsada insanları dolandıran Vedat Akgiray’ı apar topar görevden almışlar fakat daha da iyi mevkiler verip Boğaziçi Üniversitesi’nde hocalık yapmasına izin vermişler. Ahmet Akgiray; Özyeğin Üniversitesi’nde hocalık yapmakla birlikte bir de Uzay Ajansı’na alınmış. Bimeks’te yönetim kurulunda olan Mustafa Selçuk POL-SAN’nın başında. Daha niceleri…

Meğer ayakta uyutulmuşuz. Akgiraylardan hiçbir şey eksilmemiş, aksine Cumhurbaşkanın görevlendirmesiyle SPK’nın başına getirilen ve şaibeli bir şekilde borsada insanları dolandıran Vedat Akgiray’ı apar topar görevden almışlar fakat daha da iyi mevkiler verip Boğaziçi Üniversitesi’nde hocalık yapmasına izin vermişler. Ahmet Akgiray; Özyeğin Üniversitesi’nde hocalık yapmakla birlikte bir de Uzay Ajansı’na alınmış. Bimeks’te yönetim kurulunda olan Mustafa Selçuk POL-SAN’nın başında. Daha niceleri…

Onları eylemlerimizde Boğaziçi’nin önünde sağolsun neredeyse İstanbul’daki polislerin hepsini karşımıza diken, polislerin kalkanları bizlere kaldırmalarını isteyen kişi olarak düşünüyorum. Bunlar bizi yıldırmayacak. Bizler durmadan Umut-Sen’i sıkıştırıp “ne zaman gidiyoruz eyleme?” deyip  hazırlık yapıyoruz. Evet kadın olmak zor. Evi temizleyip, yemekleri yapıp, eylem için yollara düşmek. Bir yanda da güçlü hissediyorsun. Bu kadar insanın karşısında durmak kolay değil. 13 ilde suç duyurusunda bulunduk, fakat ilgili makamlar “Akgirayları araştırmaya gerek görülmedi” diyerek bize cevap verdi. Bu nasıl olabilirdi? Hak adalet neredeydi? Bizler onların yaptığı sahtekarlığı sonucunda beş kuruşsuz kapı dışarı atılmıştık. Bazı arkadaşların evine hacizler bile gelmişti benim ise bankaların aramasından artık psikolojim alt üst olmuştu. Neyse ki fabrika önünde simit satıyordum. 20-25 lirayla her şey olmuyordu ama tencere kaynıyordu. 9,5 yıl çalıştığım Bimeks tazminatıma göz koymuş haberimiz yokmuş. Ev hayalim artık hayalden ibaretti ve  devlet planlı yapılmış bu soyguna göz yumuyordu. Boğaziçi Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi hiçbir şekilde “sizin derdiniz nedir? , burada neden eylem yapıyorsunuz?” demedi. Ne hak hukuk bilen savcı bulabildik ne vali ne de devletten birini. Nerede bu yetkililer? Eylemlerde hemen gözaltına alınmamız için polisleri gönderiyorlardı ama… İlk gözaltında nezarethaneye atıldık. Ne yapmıştık ki? Hakkımızı çalan dışarıda biz ise hayatta çok korktuğumuz nezarethanedeydik, açtık avukatımız yemek getirmişti tam ağzıma atacaktım ki bir polis elimden aldı. Zehirlenirmişiz, açtık ya aç. Sonra buz gibi, kaşarı var mı yok mu belli olmayan sandviç verildi suyla. Ertesi gün serbest bırakıldık fakat savcı kararı yurt dışı yasağı ve denetimli serbestlik gibi bir şey denildi. Meğerse her ayın başında karakola gidip imza atılmasıymış bu. Burada bir yanlışlık vardı. Bizlere ceza, hırsızlara yolsuzluk yapanlara iyi yerlerde mevkiler. T.C Vatandaşı olmak bu iktidarla çok ama çok zormuş bunu anladım.

Gücümün ve sağlığımın yettiği yere kadar hakkımı arayacağım bu devran böyle devam etmeyecektir elbet…
Share.

Comments are closed.