Ege Emekli Birliği yola çıkıyor : ” Emekliler kapitalizmin belirleme yönüne müdahale etmelidir”

0

Ülkemiz ölçeğinde Emekliler, kapitalizm tarafından “MÜLKSÜZLEŞTİRİLMİŞLER,” “METASIZLAŞTIRILMIŞLAR”,” EMEK ÜRETEMEYENLER” kabul edilmekle beraber, mevcut emek örgütlerinin küreselleşmeyle birlikte rollerinin değişmesi ile, yeni liberal politikaların yürürlüğe konması ile birlikte, üretim ilişkilerinin bir dönüşüm sürecine girmesi, örgütlü emekçilerle örgütsüz emekçilerin üretim ilişkileri kapsamında, çalışma hayatında ücretli olmayan ama örgütlü olmak isteyen yeni bir aktör olarak doğmuştur.

Unutulmamalıdır ki, içinde bulunduğumuz dönemde, kapitalizmin ve kapitalizmin yapısal krizlerinin ilişkisi ve sonuçlarının tahlili analiz edildiğinde, EMEKLİLER, emek ekseninde, “NEDEN”, “KİMİN FAYDASINA”, “KİM KAZANIYOR”, “KİM KAYBEDİYOR” sorularını aynı çalışanlar gibi soranlardır.

EMEKLİLER, Emek-Sermaye ilişkisinde, emekçiler gibi, işsizler, kısmi çalışanlar, sendikasızlar gibi, hatta onlar kadar kapitalizmin belirleme yönüne müdahale etmek zorundadırlar. O taktirdedir ki, “Emeğin İktidarı” nı engelleyen mekanizmaları, eşitsizliği, köleliği ortadan kaldırmak, kapitalizmin kendi çıkarını korumak için uyguladığı taktiklerini tarihin çöplüğüne göndermek ütopya olmaktan çıkacaktır.

Emperyalist yeni liberal sistem, ekonomik kriz derinleştikçe, bir yandan egemen sınıfların daha da gericileşmesine yol açarken, bir yandan da emekçi/emekli kesimleri gittikçe artan toplumsal muhalefete katılmalarını zorlamaktadır.

Bu bağlamda, ülkenin mevcut emek/emekli örgütlerinin ve sendikalarının emekçi/emekli kesimleri ile bağ kuramadığı gözlemlenmiştir.

Kurulduğu iddia edilen bağ ise tepeden aşağıya, emekçiyi emekliyi işlevsizleştirmenin ötesinde bir sonuca ulaşmamıştır, örgütlenmeler kadük olmuştur.

İşyerlerinde emekçilerin ortak mücadele yaratılabilmesi kurulacak komite ve konseylerle gerçekleştirileceği gerçeğini yadsıyamayız.

Ancak, ekonomik krizler, bütün tarihi yükselme ve çöküş evreleriyle dolu kapitalizmin doğası olduğu da unutulmamalıdır, bu krizlerin kendiliğinden sona ereceği de…

Kapitalizmin yeni liberal sistem ile krizlerden kurtulma yolu emekçiler için yoksulluk, sefalet, işsizlik olmuştur.

Yeni liberal politikalar karşısında direnen, mücadele hedef ve stratejilerini doğru uygulayan toplumsal muhalefet, bu politikaların ekseninde meydana gelen yoksulluk ve işsizliğe karşı başkaldırıyı toplumsal muhalefet ile bütünleşmiş işçi hareketinin öncülüğünde başarıya ulaşabilir.

Yeni liberal politikalar karşısında yaşam mücadelesi veren işkolu sendikacılığına bağlı emekçilerin işyerlerinde sisteme karşı verdikleri savaşımda bire bir etkilenen yaşam alanlarının bu örgütlenmeye dahil edilmesi hayati önem taşımaktadır.

Sistemin rant haline gelen mahallelerinde, sosyal devletin tasfiyesi ile oluşacak ve oluşmaya başlayan erozyona yoğun bir çocuk-kadın emek sömürüsüne, işsizliğe ve son tahlilde, temel belirleyici olan emek sermaye çelişkisine karşı direniş ve mücadele yoğunlaştırılmalıdır.

Tam bu noktada ülkenin devlet sisteminde örgütlenme hakları ikincil bir sorun olarak nitelendirilen, toplumsal muhalefet içinde gerek geçmiş emek eksenli örgütlenme deneyimleri, gerekse emekçiler üzerinde sistem tarafından yaratılan tüm hak öznelerinin engellenmesinden payını alan Emekliler ve örgütlerine görev düşmektedir.

Tabii ki devlet erkinin Emekliler üzerindeki tasarrufu ve sorumsuzluğu düşünülürse, bu en bağnaz devlet yapısallığına karşı mücadele vermesi gereken Emeklilerin nasıl örgütlenmesi ve sinerjinin nasıl ortaya konması, her örgütlü emeklinin birlikte çalışma, ortak dayanışma ağını kuracakları bu örgütlülükte nasıl bir yetenek ve deneyimle teçhiz olması önemli bir husustur.

Ülkede Emekliler için reva görülen sömürü, yoksullaştırma ve değersizleştirme adımlarına, hak gasplarına direnmek adına örgütlenen yapılar, süreç içinde, “Bürokratik Sendikacılık” ve “Tasfiyecilik”  sarmalındaki iki ayrı gibi gözüken ama tamamen iç içe geçmiş hedefsizlikleri ile, Emeklileri Toplumsal Muhalefet adına, örgütlenmesini ıskalamayı liderlik sanan küçük burjuva yapı ve veya işçi sınıfından gelmesine rağmen sınıfına ihaneti düstur edinmiş revizyonizm batağına saplanmışlardır.

Bu örgütler açık örgütlenmenin mümkün olmadığı koşullarda, özellikle, devlet argümanlarının “legalite” ye olanak sağlamadığı durumlarda, legal olanaklardan ustaca yararlanarak, örgütlenmenin açık ve gizli yanlarını birleştirme becerisi göstermektense, onun pratiğini devletin hukuk kuralları çerçevesine sıkıştırmayı, “Emekli Örgütlenmesi” ni ,yeni liberal düzen ile uyumlululaştırmayı hedeflemişlerdir.

Bu politikaları ile “Sendikal Bürokrasi” yapılanmasının karşısında ve “Toplumsal Muhalefet” ve “Örgütlenme” yarattığı engellerin aşılması için oluşturulabilecek “Platform” ların geliştirilmesi adına mücadele vermedikleri gibi kendi dar yapıları içinde diğer örgütlenme modellerini ve pratiğini cesur bulmama, kendi örgüt(süzlük)lerini ise en etkin yapı olarak kabul etme yanılgıları Emekli Örgütlenmesinde “Tasfiyecilik” geleneğini yaratmışlardır.

Tüm bu tespitler ışığında, yeni liberal politikaları ile kapitalizmin ve devlet erkinin Emeklilier üzerinde yaşam koşullarına kadar uzanan despotizmine, bu despotizme karşı devrimci gelenekten gelen direniş ve mücadele çıtasının ivedilikle yükseltilmesi gerekliliği hasıl olmuştur.

Örgütleniyoruz.

Örgütlenmemizin temel dayanağı tüm yaşam alanlarıdır.

Sendikalısı, sendikasızı, sigortalısı, sigortasızı, işsizi, kısmi çalışanı, ev kadını bizim potansiyel örgüt yapımızdır.

Ortak talepler bu yapılarda kurulacak komite ve konseylerde hayat bulacaktır.

Emperyalist yeni liberal sistemin dayattığı yoksulluğun, sefaletin, işsizliğin önlenebilmesi Toplumsal Muhalefet temelinde mücadeledir.

Bu mücadele inancı ile yola çıkıyoruz.

Ege Emekli Birliği Kuruluş Metni

Share.

Comments are closed.