gününde

Direnenler de, direnişler de kardeştir

0

CHP vekili Mahmut Tanal’ın Cargill Direnişini ziyaret etmesi ve gece direnişçi işçilerle birlikte Cargill Genel Merkezi önünde sabahlaması direnişçi işçiler ve direnişler arasında tartışmaya yol açmıştır.
Tartışmadaki konumumuzu anlaşılır kılmak için bir kaç hususun altını çizmek önemlidir.

1-) Biz Umut-Sen olarak her işçi “direnişini” desteklemiyoruz. Biz direnişin talebine, muhtevasına bakarak karar veririz. Dayanışma kararı aldığımız direnişleri, eylemleri başından en son gününe kadar kendi bayrağımızı, dergimizi, sembollerimizi asla öne çıkarmadan destekleyip, direnişçilerin kendi karar süreçlerine kesin riayet ederek direnişin kazanması için zaten kıt olan ilişki ve olanaklarımızı sonuna kadar seferber ederiz.

Sendikanın sarı ya da bürokrat olması ya da aynı sendikanın başka yerlerde rezil pratikler sergiliyor olması eğer söz konusu direniş ve eylemdeki işçilerin talepleri meşru ise bizim için tartışma konusu değildir. Örneğin Real direnişinde işçilerin satışından sorumlu olan Tezkoop-İş’e veya örgütlü olduğu Metro Market işçilerini hak arayan Real Market işçilerinin karşısına çıkaran Sosyal-İş’e üye işçilerin başka herhangi bir iş yerinde geliştirdiği haklı, meşru direnişe sahip çıkarız. Fakat bu sendikaların Real Market işçileri karşısında almış oldukları sınıf düşmanı tutumu mahkum etmeyi güncel kılmayı tek bir an ihmal etmeyiz. Eğer bu sendikaların karar süreçlerine, temsil süreçlerine, seçim süreçlerine işçileri katmayan pratikleri varsa bu durumların bilgisini de direnen işçilerle kesintisiz paylaşmaya devam ederiz.

Biz bir işçi direnişini diğeri karşısına koymayız. Bir işçi direnişini devrimci diğerini bilmemneci diye kıyaslamayız. Patron, devlet, sarı sendika, bürokratik sendika, çete, mafya gibi karşımıza aldığımız düşmanlarla açıktan kavga ederiz, dost gördüğümüz, dönüşebilir gördüğümüz güçleri ise açıkça eleştiririz. Biz patron yabancı mı yerli mi, sağcı mı solcu mu diye bakmayız. Düşmanın zayıf tarafı neresi, neresinden vurursak daha kısa sürede yere sereriz diye bakarız.

2-) Her işçi direnişinin diğer işçi direnişleriyle ortak, benzer özellikleri olmakla birlikte mutlaka her direnişi diğerlerinden ayıran özgül yanları vardır. Bunu biliriz, her seferinde de deneyimleriz. Örneğin Cargill direnişi ABD’li uluslararası tekele karşı verilen bir direniş. Ve Türk-İş’in muhalif bir sendikasınca yürütülüyor. Böyle olunca Vatan Partisi dahil tüm “anti-emperyalistim” diyen kesimlerin desteğini alabiliyor. Yine AKP’nin kolladığı bir uluslararası tekel olduğu için tüm AKP karşıtıyım diyen güçlerin desteğini alabiliyor. Desteğin boyutu, düzeyi ayrı tartışma konusudur. Direnen işçi için bir an önce direnişin talebinin karşılanması için desteğin her türlüsü önemlidir. Dolayısıyla Cargill işçisi Mahmut Tanal’ın gelişini, kamuoyu oluşturmaya hizmet edecek, şirketi sıkıştıracak bir imkan olarak değerlendirmek zorundadır.

Yine örneğin Cargill direnişine daha önce Flormar direnişine solun istisnasız tüm renkleri o ya da bu düzeyde destek olmuş, gitmiş, gelmiştir. Ancak aynı sol çevreler DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası’nın iki yılı aşkın süredir sürdürdüğü Real Market, Makro Market, Eskişehir, Şanlıurfa, Muğla TÜVTÜRK, Uzel Makine direnişlerini bırakın tek kez ziyaret etmeyi tek sefer sitelerinde haber yapmaya ya da sosyal medya araçları aracığıyla direnişçilerin seslerini duyurmaya yeltenmemişlerdir. KESK, TTB, TMMOB üçlüsü de DİSK yönetiminin Nakliyat-İş’e ambargosuna uyup tek bir kez sahip çıkmamışlardır bu direnişlere. Bu kurumlarda yöneticilik, uzmanlık yapan emek ve sol hareketinin saygın isimleri bu direnişleri görmezden gelmiştir DİSK karartmasına uyarak.

Yine CHP belediyelerinde yaşanan direnişleri sol ve emek hareketi riyakarlık düzeyinde bir sessizlik ile karşılamaktan bugüne kadar gocunmamıştır. Elbette bu çevreler buralarda direnen işçilerin örneğin 432 gündür direnen Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden işçilerin, örneğin CHP İstanbul İl Binası önünde direnen İzmir Büyükşehir Belediyesi işçisi Mahir Kılıç’ın haklı olduğunu biliyorlar. Ancak son tahlilde kendi patronlarının da CHP olduğunun bilinciyle, patronu eleştiren bir görüntü içinde olmamaya gayret ediyorlar. Sendikal ve siyasal kurumlarında şimdi ya da gelecekteki olası-hayali konumları kaybetmemek için işçilerin direnişini görmezden geliyorlar. Örneğin Canan Kaftancıoğlu’yla ve CHP Genel Merkezinin kudretli simalarıyla yakın, samimi diyaloğu olan sol ve emek dünyasının ünlü şahsiyetleri bu yakınlıklarını direnişlerin taleplerinin çözümü için kullanmaktan uzak duruyorlar.

3-) Aydın Büyükşehir Belediyesi işçilerinin, Mahir Kılıç’ın Cargill direnişiyle dayanışmaya giden CHP vekili Mahmut Tanal’a neden bizi görmüyorsunuz serzenişi ve popülizm eleştirisi, İBB’den atılanların serzenişiyle aynı safta değildir. Aydın işçileri ve Mahir Kılıç’ın eleştirisi Cargill işçisine değil, Mahmut Tanal’adır. Çünkü bu direnişlerdeki patron Mahmut Tanal’dır, partisidir. Mahmut Tanal’ın bugüne kadar bu iki direnişe uğramışlığı ya da bu direnişlerdeki işçilere yapılan haksızlığı tek bir beyanında dile getirmişliği yoktur.

Ancak bugün 515 gündür direnen, çocuklarından ailelerinden uzakta her gün irade savaşı veren Cargill işçilerinin; Mahmut Tanal gibi şovmen simaların yaratacağı kamuoyuna, şirket üzerinde oluşturacağı baskıya ihtiyaçları var. Hatta kapısının önünde yatan Mahir Kılıç’ı görmezden gelen Canan Kaftancıoğlu da plazanın öğlen yemeği ziyaretinde Cargill’i ziyaret etse iyi olur. Çünkü plazadaki şirketlerde ve tabii ki Cargill şirketinde çalışan beyaz yakalarının en sevdiği simaların başında geliyor kendisi.

Son olarak bugüne kadar tüm direnişlerde gözlemlediğimiz ortak husus şudur. Direnenler her direnişin dostunu da düşmanını da iyi biliyorlar. Örneğin Cargill işçileri Aydın’ı, Mahir Kılıç’ı ve Nakliyat-İş’in öncülük ettiği direnişleri kimlerin neden, hangi hesaplarla yalnız bıraktığını iyi biliyorlar. O kimler kendi riyakarlıklarını bu işçi parçaları bilmiyordur, görmüyordur diye düşünseler bile.

Ancak tüm direnişçi işçi arkadaşların artık şöyle bir vazifesi olmalı. Bu özelliklerini bildikleri her ziyaretçi kişi ya da çevreye diğer direnişleri neden yalnız bıraktıklarını, neden çözüm için çaba sarf etmediklerini lisanı münasiple mutlak sormalıdırlar ve önermelidirler. Direnen işçinin sahiden, direnen başka işçiden daha sahici, daha anlayan bir dostunu bulmak zordur. Bu zorluk içinde kardeşliğimizi büyütmeye, mücadelelerimizi kazanmaya yoğunlaşmak bize emirdir. Cargill, Aydın Büyükşehir Belediyesi, Mahir Kılıç’ın, Muğla, Şanlıurfa, Eskişehir Tüvtürk, Real, Saicapack, Düzce Cam, Aliağa, Uzel, Makro, Gümüşhane Yıldız Bakır direnişleri ile taşeron işçiler ve kamu emekçilerinin KHK direnişlerini ayrımsız büyütmeye, seslerini duyurmaya devam.

Ve son kez CHP’li vekilleri, CHP Genel Merkez ve il yönetimlerini Mahir Kılıç ve Aydın Büyükşehir Belediyesi işçilerinin sorununu derhal çözmeye çağırıyoruz.

Umut-Sen Sözcüleri – Betül Celep, Emel Karadeniz

 

 

Share.

Comments are closed.