Dev Turizm İş Eğitim Daire Başkanı Barış Bergil: Genel Kurul toplantısı yaklaşırken “geçici” ceza ile önlerini açtılar

0

Dev Turizm İş yönetimi başta Genel Kurul Başkanı Mustafa Yahyaoğlu ve Genel Sekreter Muzaffer Koç olmak üzere sarı sendikacılardan farksız bir şekilde yöneticilik yapıyor. Yönetimi keyfi ve kişisel menfaatlere dayalı bir hal alan sendika, haksız ve hukuksuz tasfiyeleri ile de dikkat çekmeye başladı. Bu tasfiyelerden biri olan Dev Turizm İş Eğitim Daire Başkanı Barış Bergil ile disiplin kurulu kararı ile verilen 6 aylık geçici işten el çektirme cezasını ve sendika içindeki durumu konuştuk.

DİSK’in Genel Merkezi’nin de süreçten haberdar edilmesine karşın tamamen sessiz kaldığı durumu Bergil bize şöyle anlattı:

Sendika artık kendini büyütemiyordu bir problem haline gelmişti. Dışa dönük bir politika izlenmiyordu, içe dönük bir politika izleniyordu. Sendika sürekli içe dönük politika izlenmesinden ötürü, ister istemez birbirini yemeye başladı. Antalya gibi bir yerde dahi herhangi bir örgütlenme atağı yoktu. Bu süreç bu şekilde devam ederken belli başlı yerlerde toplu iş sözleşmeleri imzalandı. Belediyeler üzerinden toplu iş sözleşmeleri imzalandı. Toplu iş sözleşmelerinin karşılığında da sendikaya çok büyük bir meblağ olmasa da işçilerin aidatları ile birlikte bir para girişi oldu.

Genel Kurul’dan karar çıkmadan sendika için harcamalarda bulundular

Bundan sonraki aşamada ise şöyle bir durum ortaya çıktı. Toplamda 2000’e yakın Antalya’da 200’e yakın sendika üyesi var. Sendikanın merkezi de Antalya’da bulunuyor. İnsanlar görür gelir gibi bir düşünce ile gereksiz olarak yeniden bir bina tutma, yeni tabela asma gibi faaliyetlerde bulundular. Ortak bir karar alınmadan gerçekleştirilen uygulamalar oldu. Örneğin bir binayı tutuyorlar, ondan sonra toplantısı oluyor. Normal de yapılması gereken ise; bir toplantı yaparsın, orada enine boyuna tartışırsın, artısını eksisini ölçersin. Sonrasında da ona göre bir karar alırsın. Ama bunlar tek başlarına yönetmeye başladılar.

Genel Kurul’da yer almamıza rağmen sendikaya girmemizi engellediler

Toplantılarda onlara uygun gelmeyen herhangi bir şey dile getirdiğimizde, sendikanın büyümesinin önüne geçmekle itham ediliyorduk. Toplantılar bu minvalde gidiyordu. En son soyut bir şekilde Eş başkan Didem Erkıvanç Türkay üzerinden bize şunlar söylendi: “Bunlar Genel Kurul ile ilgili çalışma yapıyorlar. Bunun için de Didem’in sendikaya girmesini istemiyoruz.” Aynı zamanda sendika bilgisayarlarını kullanamaz tarzında bir söylemde bulundular ve sendikanın anahtarını değiştirdiler. Biz genel kurulda yer alan insanlar olarak, sendikaya dahi giremez olduk. Bu olay bir dönüm noktası oldu. Bu dönüm noktasından sonra ilk başta bizim tasfiyemiz yoktu ortada. Önce Ankara’da, İstanbul’da sendikanın örgütlenmesine destek olmuş, sendikayı ileriye taşımış ve yüzlerce insanı üye yapmış kişileri geriye çekmeye başladılar.

Kontrol edemedikleri sendika istemiyorlar

Bu kontrol etme ve koltuk arzusundan başka bir şey değildi. Sonrasında biz bu olanlara da karşı çıktık. Çünkü ortada bir emek var. Burada kimse kendisi için örgütlenme yapmıyor, hepimiz sendika için çalışıyoruz. Bunlar da toplantıda tartışıldı. Ama sonrasında baktık biz bu işten bu adamlar ile çıkamayacağız. Çözemediğimiz problemleri yine sendikanın içerisinde çözmeye çalıştık ve direk DİSK’in merkezine bir yazı yazdık. Sendikadaki durumları merkeze ilettik. Sonrasındaki yapılan toplantıda öncelikle bize “Bu yazıyı biliyor musunuz? Okudunuz mu?” diye soruldu. Biz yazının bizim tarafımızdan yazıldığını, altında imzalarımız olduğunu ve okumamıza gerek olmadığını belirttik. Bunun üzerine Genel Başkan Mustafa Yahyaoğlu, Eş Başkan Didem Erkıvanç Türkay’ın ihraç için, Örgütlenme daire başkanı Ali Karabudak’ın ve benim de en ağır şekilde kınama cezası ile disipline sevk edilmemizi talep etti. Buradan sonra konuşacak bir şey kalmadığı için toplantıyı terk ettik. Sonrasında ise basına ve kamuoyuna duyurmak için “DİSK’in içinde neler oluyor?” gibisinden belli başlı sitelerde ve haber portallarında yayınlar yaptık. Biz disiplin kuruluna sevkimiz üzerine savunma yapacağız diye bekliyorduk. Biz bunu beklerken, kamuya yaptığımız paylaşımları öğrenen arkadaşlar kendilerince bizim disipline sevk edilme nedenimizi değiştirmişler. Ben en ağır şekilde kınama cezası için disipline sevk edildim, süreçte kamuoyuna deklere edilen şeyler doğrultusunda da geldiğim nokta görevden zorla el çektirilmeye dönüştü. Üstelik disipline sevk edilen metinde benim için sendikaya hiç uğramıyordu diye yazmışlar. Ancak yönetimde çalışan tek turizm işçisi bendim.

Savunma hakkımız dahi elimizden alındı

Burada kritik olan bir nokta var. İlk noktada, disipline sevk var ise savunma istemelisiniz. İkinci olarak bu sevkin nedeni değişiyorsa eğer, yine bir savunma istemeniz gerekmektedir. Çünkü oradaki disiplin başlığı değişiyor. Sonrasında da bizi disiplin kurulu kararı ile görevden el çektirdiler. Bu disiplin kurulu kararı bize oy birliği ile diye beyan edildi.Disiplinden bir arkadaş disipline sevkin dogru bir karar olmadığını söyleyerek şerh koymak istedi. Buna izin vermediler. Arkadaşımız bunu noter üzerinden yapmak zorunda kaldı. Onunda belgeleri var zaten.

Disiplin Kurulu üyesi Metin Karagöz’ün bize karşı medya üzerinden yayınlanan bir metnin altında imzası vardı

Bize deklere edilen şey şuydu; oy birliği ile kabul edildi. Ancak aslında oy birliği değil, oy çokluğu ile kabul edilmişti. Yalan ve yanlış beyanlar ile bizi buna sevk ettiler.  Disiplin Kurulu’nda Musa Erdem, Metin Karagöz ve Ramazan Tuncer yer alıyordu. Disiplin kurulunun kararı en başından belliydi.

Genel Kurul toplantısına yaklaşırken “geçici” ceza ile önlerini açtılar

Biz de en son çıkan sonuç üzerine dava açtık. Bunun sebebi ise tedbir koymadır. Kararın iptaline ilişkin bir dava açtık. Disipline sevk ettikleri ve ceza almamızı sağladıkları zamanlama ise oldukça manidar. Bize Temmuz sonuna doğru bildirdiler bu kararı, Genel Kurul ise Aralık’ta gerçekleşecek. 6 aylık bir süreç için bize el çektirme kararı verdiler. Geçici kelimesini karşılamayan bir cezadır bu. Bu cezanın 6 ay olması oldukça tezat.

DİSK’in Genel Merkezi’ne sürecin başında yazılan ve durumu açıklayan yazıya ise herhangi bir cevap alınmadı

Tasfiye süreçlerinden önce Genel Merkez’e yazılan yazıyı ise yazdığımızla kaldık. Herhangi bir geri dönüşü veya yaptırımı olmadı.

Share.

Comments are closed.