Çağrımızdır: Mücadeleyi Yükseltmeye 1 Mayıs’ta Alanlara!

0

Türkiye, siyasi iktidarı elinde bulunduranların ve emperyalist güçlerin ortaklığıyla katmerleşen bir ekonomik krize sokulmuş; emekçi halkımız artan hayat pahalılığı, işsizlik ve alınteri gasplarıyla açlığa, yoksulluğa, sefalete sürüklenmiştir. Büyüme rakamlarının dibe çakıldığı ekonomik koşullarda, başta genç nüfus olmak üzere yedi milyonu aşkın insan işsizlik cenderesi altında ezilirken hemen hemen her emekçi kredi borç batağına saplanmıştır. Borçlar ödenemez hale geldiğinde bir yandan çıkışsızlıktan kurtulmanın yolunu ancak hayatına son vermekte arayanların sayısı gün geçtikçe artarken bir yandan da yalnızlaştırılan, çaresiz, çözümsüz, örgütsüz bırakılan emekçiler öz ve örgütlü gücüne olan inancını yitirmek üzeredir.

Çalışan milyonlarca emekçi iş güvencesinden yoksun bir şekilde uzun çalışma saatleri boyunca düşük ücrete çalışmaya zorlanmakta ve toplumun çoğunluğunu oluşturanlar azınlığın lütfettikleriyle yaşamaya mecbur bırakılmaktadır. Bugün asgari ücretliye reva görülen, açlık sınırının altında bir ücret ve insanlık dışı yaşam ve çalışma koşullarıdır. Çok açıktır ki hükümet krizin faturasını dar gelirliye yükleyerek patronları kollamaktadır. Büyük şirket ve firmaların milyarlarca liralık borçlarının silindiği, işsizlik sigorta fonundan teşvik adı altında sermayeye milyarlarca lira para akıtıldığı, konkordato hileleriyle işçilerin alacaklarına el konulmasına göz yumulduğu herkesin malumudur. Ekonomide yapılması hedeflenen yapısal reformlar kapsamında kıdem tazminatların fona aktarılması ve BES’in cayma hakkı olmaksızın zorunlu hale getirilmesi, kazanılmış haklara ağır saldırı anlamına gelmektedir.

Öte yandan emekçilerin tarih boyunca mücadele ederek kazandıklarını korumak ve ileriye taşımak adına yürüttükleri sendikal faaliyet ve örgütlenme çalışmaları, istisnasız her yerde engellenmektedir. Patronlar her türlü baskı ve tehditle işçileri yıldırmak, sindirmek ve işçi sınıfının örgütlülüğünü devletin tüm erklerinin seferberliğiyle dağıtarak hizaya sokmak istemektedir. Kolluk güçlerinin işçi eylemlerine saldırıları, grev yasaklamaları, işçileri tutuklamaları bu sömürü düzeninin devlet güvencesi altında sürdüğünü kanıtlamaktadır. Düzenin sürekliliğinde aparat görevi gören sarı ve bürokratik sendikalar ise sınıf ihanetinde kariyer basamaklarını tırmananların, astronomik maaşlarla safahat içerisinde yaşayanların adresi haline gelmiştir.

Toplumsal bir mesele haline gelmiş ve milyonları ilgilendiren, hak edilmiş emekliliklerin gasp edilmesi bugün işçi sınıfının neredeyse en hareketli kesiminin gündemindedir. Sosyal Güvenlik Sisteminin rafa kaldırılması sonucunda 20-25 yıllık emekleri yok sayılarak her biri devlete yük olarak görülen EYT’liler, rejimin tek adamı Erdoğan’dan yedikleri azara, gördükleri horlanmaya rağmen hak ve hukuk mücadelelerini büyütmektedir. Başta EYT’liler, direnen emekçiler, gençler ve kadınlar olmak üzere toplumun ezilen ve yok sayılanları, faşizan unsurlar barındıran rejim ve ittifakına karşı 31 Mart Yerel Seçimleri’nde gücünü büyük oranda sandıklara yansıtmıştır. Bu güç, AKP tarafından stratejik görülen büyükşehir yönetimlerinin kaybedilmesini sağlayarak AKP’yi hezimete uğratmıştır. Emekçilerin bağımsız siyaset hattı inşasına öncülük etmesi beklenen sosyalistler ise seçimi Mart’ın sonunda baharın doğmasına bel bağlayarak geçirmiştir.

Muhalefet tabanında hakikat mücadelesi veren en direngen kesim işçi sınıfı, tüm bir yılı, haklara yönelik yoğun saldırılara karşın ayakta geçirmiş; fabrikaları, depoları, AVM’leri, mağazaları, kent meydanlarını birer direniş alanına dönüştürmüştür. Tariş, Cargill, Flormar, Süperpak, Gülsan, Aygün Alüminyüm, Babacanlar Kargo, Köroğlu İnşaat, Eskişehir, Urfa ve Muğla Taşıt Muayene İstasyonları, Tayaş Gıda, BBS Metal, Mamak Toki, Bartın Amasra Maden, Üçüncü Havalimanı, Real Market, Makro Market, Migros, Sibaş, Uzel, Aydın Büyükşehir Belediyesi, Mephisto, Kale Kayış, Altın İplik, CT Otomotiv ve adlarını burada sayamadığımız onlarca irili ufaklı direniş yaşanmış, kimi kazanımla sonuçlanmış kimi ise hala devam etmektedir.

İfade edilen tüm bu gerçeklikler gösterir ki, 2019 1 Mayısı’nın memleketin dört bir yanında, işçi havzalarında ve kent meydanlarında kitlesel şekilde eylem ve etkinliklerle karşılanması her zamankinden önemlidir. Güvencesiz-esnek çalışmaya, taşerondan kadroya geçiş yalanına, kıdem tazminatlarının fona aktarılarak gasp edilmesine, zorunlu BES üyeliklerine, iş cinayetlerine, çalışma hayatında cinsiyet körlüğüne, mobbing ve tacizlere, sendikal örgütlenmenin engellenmesine, kötü çalışma koşullarına ve haksız yere işten atmalara “DUR” demek için meydanlara akın etmek gerekir.

Kuşkusuz, İstanbul için 1 Mayıs alanı işçi sınıfının tarihsel mücadelesinin kazanımı ve sembolü olan Taksim Meydanı’dır. Bu nedenle üreten, direnen emekçilerin sözü ve eylemini güçlendirme iddiası taşıyan sendikalar ve siyasi örgütler 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nı adres göstermelidir. 2018 1 Mayısı’nda Maltepe dolgu alanına gitmeyip tarihlerine, mücadelelerine, bağımsız devrimci sınıf çizgilerine sahip çıkarak cevabı Taksim Meydanı’ndan veren devrimciler, 2019 1 Mayısı’na dair Taksim dışında seçenek arama çabalarının zeminini dağıtmıştır. Bu noktada DİSK Başkanlar Kurulu’nun 2019 1 Mayısı’nın “İş, Adalet, Özgürlük ve Demokrasi” sloganı çerçevesinde örgütleneceğini açıklaması, İstanbul 1 Mayısı için Taksim’e işaret etmesi önemlidir ve asla geri adım atılmaması gereken bir pozisyon ilanıdır.

İşçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ta Taksim ısrarının sürdürülmesi; işçi sınıfı bilincinden ve sosyalizm davetinden korkan egemenlerin onu bayram ilan etmelerine, sarı sendikalar ve sağ siyasetlerin 1 Mayıs’larda ulusal gün ve dini bayram kutlama içeriğinde programlar yapmalarına, bürokratik sendikalar ve reformist, revizyonist sola da onu yasal, ehlileştirilmiş, törpülenmiş bir gün olarak geçiştirme görevi tevdi edilmesine verilecek en önemli cevaptır.

İşçi sınıfının eylem ve mücadelesiyle vereceği cevabı en etkili, en örgütlü, en gür şekilde verebilmesi için Umut-Sen’in, bulunduğu her yerde tüm olanak ve gücünü kullanarak 1 Mayıs’a katılacağını ilan ediyoruz. 1 Mayıs’ın bayram havasında coşku ve heyecanla, sevinç ve politikleşen öfkeyle, direniş günü olarak kutlanması için emekçi halkımızı alanlara çağırıyoruz. Özgürlük ve eşitlik dolu yarınlarımız için omuz omuza, yürek yüreğe birlikte yürümeye davet ediyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Sınıf Mücadelemiz!

Share.

Comments are closed.