Akrep gibisin kardeşim – Başaran Aksu

0

301 maden işçisi Soma’da patron, devlet-AKP, sarı sendikadan oluşan oligarşinin daha fazla kar için kurdukları sömürü tezgahının bir sonucu olarak 13 Mayıs 2014’te katledilmişti. Üretim zorlaması, denetim sisteminin müfettişlik süreçleri dahil satın alınmış olması, taşeron (dayıbaşılık) uygulaması, sendikanın işverence satın alınmış olması, iş cinayetlerinde ölümün rutin hale gelmiş olması ve kanıksattırılmış olması ve bunun gibi sayabileceğimiz onlarca olgu yazabiliriz katillerle ve onların suçluluk halleriyle ilgili. Yazıldı da zaten defalarca.

Soma Katliamı davası dört yıl sürdü. Savunma tarafından davayı yürütme biçimi olumlanan ve hak edilen cezaları verebileceği umulan mahkeme heyeti tam karar aşamasına gelindiğinde görevden alındı. Karar aşamasına gelinmiş dava bir seneden fazla bir süre daha uzatılmış oldu. Davanın önde gelen avukatlarından ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve arkadaşları gözaltına alınıp tutuklandı. Ancak hem aileler, hem avukatlar, hem de sınırlı olsa da kamuoyu dava sürecini, mahkemeyi takip etti, bir oldubittiye engel olmaya çalışıldı.

11 Temmuz günü karar açıklandı. Aralarında Soma Holding patronu Can Gürkan ve şirket yöneticilerinin olduğu sanıklara 15 yılla 22 yıl arasında “cezalar” verildi. Sanıkların yatmış olduğu süreleri dikkate alan hukukçular en geç bir yıl içinde çoğunun tahliye edileceği yorumunu yapıyorlar. Yani 301 işçiyi öldüren cinayet şebekesinin ancak bir kısmının yargılanmasına müsaade edildiği davanın sonuncu cinayetin sorumluları için bir ödül olarak ortaya çıktı. Patronların 24 Haziran seçim sonuçlarıyla tam hakimiyetlerini ilan ettikleri yeni düzenin kuruluş tarihinde gerçekleşmesi gereken karar duruşması hakimin hastalandığı yalanıyla üç gün sonraya atıldı. Patron düzeninin kuruluş ilanıyla 301 işçiyi öldüren patronların üç kuruşluk cezalarla kurtulduklarının ilanı aynı güne denk getirilmedi, infial yaşansın istenmedi.

301 işçiyi katledenlere ilişkin cezanın ilan edileceği günün sabahı bu kez devletçe her dönem kayırılmış sapkın bir kültün meczup şeyhine yönelik “büyük” bir operasyon yapıldığı ilan edildi. Kamuoyu ilgisi bu yöne çevrildi. Üç gün mahkeme kapısında geceli gündüzlü nöbet tutan aileler, avukatlar ve destekçilere karar günü çevre illerden gelen yeni destekçiler ve avukatlar eklendi, 400-500 kişi olundu. Karara salonda tepki gösterilerek mahkeme kapısına çıkıldı. Burada Av. Can Atalay, 2 aile ve HDP eski eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve CHP vekili Özgür Özel bir açıklama yaptı. Sonra topluca park alanına geçildi. Bundan sonraki süreçte neler yapılacağı için istişare ve öneriler geliştirmek amacıyla olan toplaşma eski ve yeni vekillerin ve emek örgütü başkan ve yöneticilerinin belagatlerini konuşturdukları yarışmacı bir kürsüye dönüştü. Siyasi parti yöneticilerinin toplumsal muhalefetin acil olarak harekete geçirilmesinden bahsettiği, emek örgütü başkan ve yöneticilerinin ise emek örgütlerinin acilen hareket geçirilmesi çağrısı yaptıkları konuşmalar yaklaşık bir saat sürdü. Parti ve emek örgütlerinin başındasınız hareket geçin madem, ne diye geçmek lazım diye konuşuyorsunuz. ÇHD yöneticisi kadın avukatın esasa dönelim müdahalesi bir dakikalık kendine gelmeyi sağlasa da on metre sol tarafa geçilip “mutlaka konuşması gerekenlerin” mikrofon ve telefonlara konuştuğu tablo devam etti. Trajik ve somut bir durumdur bu ve düşünülüp aşılması gerekir, yoksa bir süredir mahkeme önlerindeki basın açıklamalarından aşina olduğumuz bu durum bir farsa dönüşüyor.

O esnada yirmi metre yan tarafta aileler acı ve öfke ile birbirleri ile konuşuyordu. Oysa bu mahkeme sonucunu sadece olayın mağduru ve öznesi olan ailelerin başka hiç kimse konuşmadan toplumun geneline kendi dilleriyle anlatabilmeleri sağlanabilirdi. Ahmet Şık ve bazı gazeteci arkadaşların aileler konuşurken çektiği görüntülerin daha fazla izlenmesi de doğrunun ne olduğunu gösteriyor. Temsil edilmeyenin kendi kendini temsil ettiği süreç ve pratikleri çoğaltmak sol politikanın temelidir. Söz, yetki, karar, iktidar halka sloganını atıp halk adına halka rağmen en iyi ben konuşurum üstenciliğiyle davranma pratikleri solu aşındırıyor. Tüm ailelerin yürüme olanağı varken iki ailenin yürütüldüğü bir ön alıcılıktaki sıkıntıyı tartışmak için başka bir yazı yazmaya gerek yok. Akrep gibisiniz kardeşim. Sadece zehrimiz bir birimize olsa sorun yok. Aile içinde giderilir. Bu yaptığınız ise halkın muhalefetini sürekli bölen kronik bir hastalık.

CHP’deki solcu vekiller, HDP içindeki değişik sol platformlardan eski ve yeni vekiller, emek ve meslek örgütlerinin starlarının -kendi topluluklarına hakikat sanrısı yaşatmak suretiyle onları konsolide etme amacı dışında- hiç bir şeye hizmet etmeyen bir soytarılık bu. Üstelik önümüzdeki dönem toplumsal mücadele ve eylemlerde benzer bir yarışmacılık ve kendini gösterme pratiklerinin artacağı da görülüyor. Allah halkımıza sabırlar versin, ne diyelim!

Share.

Comments are closed.