Akkim Direnişçisi Ali Gündüz: İşçi sınıfı topyekün ayağa kalkmalı!

0

Hadımköy’de yer alan Akkim fabrikasında işyerindeki kötü çalışma koşulları, iş güvenliğinin olmaması, düşük ücretlere karşı Petrol-İş’e üye olan işçiler yeterli çoğunluğa ulaşmalarına rağmen işverenin yetki belgesine itirazı sonucundaki süreçte işten atılmışlardı. 31 Temmuz 2017’de başlayan Akkim direnişi bugün 156. gününde. Akkim direnişçilerinden Ali Gündüz ile direniş sürecini konuştuk. Gündüz, meselenin Akkim’e sendika girmesinden çok daha büyük olduğunu belirtirken işçi sınıfının ayağa kalkmasının ve ortak mücadele ağları yaratılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Direniş süreciniz nasıl başladı? İçeride ve direniş alanında neler yaşadınız?

Sendikaya üye olmadan önce fabrika içinde işçilere karşı haksız davranışlar yaşanıyordu ve iş güvenliği yok denecek kadar azdı. Ben Forklif operatörüyüm.  Forklifleri yaklaşık 1.5 ton kazanlara emniyet içinde insan kaldırmak için kullanıyordum. Aynı zamanda kimyasal maddelerin yoğunlukla kullanıldığı bir yer burası. Doğru düzgün gaz maskesi bile verilmiyordu. Bir kazanın başında 5 kişi çalışıyordu ve sadece bir tane gaz maskesi veriyorlardı. Bunu beşiniz de kullanın diyorlardı. Biz bunlara karşı çıktık. İş güvenliği yoktu, bunlar düzeltilsin dedik. Sonra imalat müdürü bir toplantı gerçekleştirdi ve şunları dedi; “Akkim şu an bunları verebiliyor. Para olarak da iş güvenliği olarak da daha fazlasını veremez. Suriye’den bir milyon tane insan geldi. Bunlardan bin tanesini işe alsak biner lira versek çalışırlar. Akkim’in 70 tane kapısı var, isteyen gitsin.”

Bundan sonra biz hakkımızı aramak için ne yapabiliriz dedik ve Petrol-İş’e üye olduk. Üye olmamız ile yetki belgesini almamız arasında bir ay var. 3 hafta kadar sürede çoğunluk sağlandı. Tespite başvurduğumuz gün 22 öncü işçi olarak işten çıkartıldık. İşten çıkartılırken de terör örgütü mensubu gibi muamele gördük. Kolumuzda güvenlik, karşımızda 200 polis ve 2 tane TOMA vardı. Bizi fabrikadan yaka paça dışarı attılar. Bunun üzerine direnişimiz başladı.

İşten çıkartılan 22 kişi sonrası süreç nasıl işledi?

Şu an toplam 64 kişi işten çıkartıldı. Rüşvet ile veya ailelerinin hastalıkları ile tehdit edilerek, tazminatınızı alamazsınız ve parasız işten atılırsınız gibi söylemlerle birçok insan ile birlikte toplam 150 işçi işten çıktı ve çıkarıldı. Bir kısmımız tazminatını aldı fakat alamayan arkadaşlar da var. İşten çıkartılırken ise ilk arkadaşlar küçülmeye gidiyoruz diye çıkartıldı. Sonrasında ise 25/2 gibi farklı maddelerden dolaylı işten çıkartıldık. Parça parça çıkartılmalar olduğu için değişik gerekçeler gösterildi.

Şu an direnişi vardiyalı bir şekilde devam ettiriyoruz. 25 kişi geliyor, sonra başka 25 kişi. Arkadaşlarımızın bir kısmı yevmiye usulü çalışmaya başladılar. Çalışan arkadaşlarımız bizlere maddi destek sağlıyorlar.

Sendikanızın bu süreçteki tutumu nasıldı?

Sendikamız bize her türlü desteği veriyor ancak onlar da yeterli değil. Hayat çok pahalı. Hepimizin borcu, kirası bir sürü sıkıntısı var.

İşveren ile hiç görüşme gerçekleşti mi? İşverenin şuan ki tutumu ne?

İşveren hiç bir şekilde görüşmeye yanaşmadı.Burada Arnavut köy kaymakamını araya soktuk. Onlar görüştüler. İşveren kaymakama yetki tespiti geldiği durumda oturup görüşeceğini söyledi. Ancak yetki tespiti geldikten sonra itiraz etti. Sonrasında biz belediye başkanı aracılığı ile haber gönderdik çünkü sendikacılar ile görüşmek istemiyor. Bunun üzerine ise yargı kararına saygılı olduğunu söylemiş. İtiraz için ilk duruşma da 20 Şubat’a gün verildi.

Sizin için hukuki süreç nasıl devam ediyor? 

Bizim de teker teker davalarımız var. ilk arkadaşımızın duruşması 29 Aralık’da gerçekleşti ama Mayıs’a tekrar gün verdiler. Bir sonuç çıkmadı.

Direniş bir yandan da hem maddi hem manevi olarak da zorlu geçebiliyor.Direniş süresince ailenizin tutumu nasıldı?

Bazı insanların bunaldığı, sıkıldığı durumlar elbet oluyor. Eve ekmek götürememek hepimizin zoruna gidiyor ve çok çaresiz hissettiriyor. Ancak eşim ile aramda şöyle bir şey oldu. İşe girmeye karar vermiştim. Eşim bana; “Arkadaşların ile beraber yola çıktın. Sen kendine nasıl yedireceksin bunu. Onlarla sonuna kadar gitmelisin. Açlıktan ölecek değiliz ya.” diye büyük bir tepki gösterdi. Direniş boyunca en çok gururlandığım nokta budur.

Şu an Akkim dahil bir çok yerde işçiler direniyor. Siz kamuoyuna, direnişçi arkadaşlara buradan ne söylemek istersiniz?

Biz başında beri DHL, Kod-A, Hamarat Tekstil, Trakya Cam İşçileri, KHK mağduru öğretmenler hepsinin yanında olduk. Biz AKKİM’e sendika girsin diye yapmıyoruz sadece bunu. Sınıf bir şekilde ayağa kalksın, hakkını arasın ve toplu bir mücadele ağı örülsün diye yapıyoruz. Bizim savaşımız bunun için. Direnişteki arkadaşlara buradan diyorum ki; Direnen kazanır. Sonuna kadar devam edeceğiz ve kazanacağız. Gönül ister ki güçlerimizi birleştirelim ve komiteler kuralım. Direnişlerimizi haftada bir de olsa birlikte devam ettirelim.  İşçi sınıfının topyekün ayağa kalkması lazım. Bu sadece 3-5 fabrikaya sendika girsin olayı değildi. Haksızlığa uğrayan o kadar çok insan var ki sırf borç harç yüzünden ses çıkaramayan. Birlik olup bunun önüne geçebiliriz ve geçmek zorundayız.

 

Share.

Comments are closed.