Afrikalı Filiz ve Göçmenlik Üzerine – Asya Selvi

0

“Okmeydanı’nda bir işyerinde kaza, ortalık savaş alanına döndü, ağır yaralılar var, işçilerin 5’i yabancı…”

Aydınlatma malzemeleri üreten bir atölyede gerekli önlemler alınmadığı için bir hafta önce meydana gelen ‘iş kazası’ basına böyle yansıdı. Yansımayan kısmı ise kazanın geride bıraktığı ve yol açtığı felaketler oldu.

Adını sanını, haritada yerini birçoğumuzun bilmediği Güney Afrika ülkelerinden birinden kalkıp daha iyi bir yaşam için Türkiye’ye gelen Kennedy S. bu felaketlerin ortasında buldu kendini. Şuan yanık hastanesinde yoğun bakım ünitesinde hayata tutunmaya çalışıyor.

Eşi Phylis C. ise evinde 3 aylık bebeğinin açlıktan dinmeyen ağlamasını susturmaya çalışıyor.  Hızır gibi yetişen komşuları olmasa bir haftadır yiyecek tek lokması yok, gidecek tek yeri yok. 2 aydır ödenmemiş kira borcunu isteyen ev sahibini mahalleli baskı yapıyor da – kendi deyişleriyle – Filiz’in evden çıkarılmasına engel oluyor.

İstanbul’da kayıtsız oldukları için yardım alabilecekleri bir kamu kurumu da yok, STK’ların insafına kalmış bir şekilde tüm yokluğuyla evde bekliyor. Nereye, nasıl başvurulur bilinmez, iletişim kurmaksa ayrı bir mesele. Sesini duyacak, el uzatacak biri çıkar mı diye ümit ediyor yalnızca.

Bu aslında Kennedy ve Filiz’in biricik hikâyesi değil. Göç edişlerinin en başından beri olan ve bugün yaşamaya mecbur bırakıldıkları şey milyonlarca insanın hikâyesiyle benzer.

İnsanları yerinden yurdundan edenler, savaşları çıkartanlar, dünya halklarına yoksulluğu ve açlığı reva görenler, zenginliklerini göçmen emeği üstüne bina eden devletler kalkmış bugün “yaraları sarıyoruz, farkındalık yaratıyoruz” imajı çizmeye çalışıyorlar.

Ötekinin de ötekisi olarak yaşamak zorunda olan göçmenler ne kendi ülkelerinde ne de iltica ettikleri ülkede arzuladıkları insanca yaşamı bulabiliyor.

Vahşi sömürü düzeni buna izin vermiyor ve vermeyecek. Bu düzende hep açlıkla, yoksullukla, sefaletle boğuşacak, düşük ücretle, ölüm riskiyle, örgütsüz çalışacak, ırkçılıkla, nefretle, istismarla karşı karşıya kalacaklar.

Bunu değiştirmenin yolu ise sınıfsız toplum yaratmak için mücadele edenlerin göçmenleri mücadelenin ayrılmaz bir parçası olarak görmeleriyle başlayacak.

Türkiye’de ve dünyada işçi sınıfının birer üyeleri olarak göçmenler sınıf mücadelesinin asli unsurları ve sorunları başat mücadele başlıklarından biri olarak görülmedikçe göçmenlik bir gün herkesin yakasına yapışacak.

Share.

Comments are closed.