gününde

1 MAYIS MÜCADELE GÜNÜNDE ALANLARDAYIZ

0

2020 1 Mayıs’ını, Türkiye’de ve tüm dünyada yaşanan pandemi koşullarında ve başta halk sağlığı sorunu olmak üzere toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunların can alıcı bir hâl aldığı bir dönemde karşılıyoruz.

Yağma, talan ve sömürünün hüküm sürdüğü günümüz kapitalist toplumunda, egemenler, tarihler boyunca sürdürdükleri ölüm saçan politikaları ile böylesi salgın ve kriz anlarında işçilerin, emekçilerin, yoksulların ve tüm öteki kesimlerin kitlesel ölümünün failleri olmaya devam ediyor. Amerika’da siyahi olmak ya da İngiltere’de yaşlı olmak fark etmiyor, bugün sağcı popülist siyasi iktidarlar tarafından gözden çıkarılmaya layık görülen tüm yurttaşlar topluma bir yük, ekonomiye bir maliyet olarak görülüyor. Binlercesinin ölmesine göz yumuluyor. Türkiye’de de ekonomik çarkın dönmesi uğruna milyonların kölece çalıştırıldığı, açlık, sefalet ve ölüme mahkûm edildiği, salgının faturasının patronlara değil de emekçi halka ödetildiği görülüyor.

Türkiye’de sermaye devleti tüm erkleri ve olanaklarıyla patronların çıkarlarını kollayıp onlara sınırsız destek, kredi ve teşvik veriyor. Bu arada Cumhur İttifakı halka yalnızca sabır ve dua telkin edip, muhalefetin suskunluğunu da fırsat bilerek emek, doğa ve kadın düşmanı birçok uygulamayı hayata geçiren yasaları çıkarıyor. Tedbir adı altında işyerlerinde TİS’ler askıya alınıyor, grevler yasaklanıyor, işçi çıkarmak patronun keyfine bağlanıyor ya da işçiler açlık ödeneğine boyun eğdiriliyor.

Bu süreçte şu daha net olarak görülüyor; sermayenin hizmetkârı Erdoğan ve iktidar, işçilerin kanından canından beslenerek, ölülerin üzerine basarak yükselen bir gelecek yaratmaya çalışıyor. Bu uğurda kendi koyduğu yasakları delerek, ne yaşa bakıyorlar ne de sokağa çıkma yasağını tanıyorlar. Çalışma İzni belgeleri mavi yaka işçilerin sokaklarda, işyerlerinde her gün ölümü enselerinde hissetmelerine yol açıyor. Evde kalma ayrıcalığına sahip olan beyaz yakalıları ise başlarını kuma gömsünler diye mavi yakalılardan ayrıştırıyor. İkiyüzlü ve ayrımcı bu uygulamalarla işçi sınıfının ortak çıkarı gölgelenerek, sınıfın birliği ve dayanışması engellenmeye çalışılıyor.

Öte yandan işsizler ordusu günbegün büyüyor. Salgın döneminde ve sonrasında işsiz kalanların sayısı misliyle artacağa benziyor. İşçiler ise yaklaşan felakete karşı örgütlü hareket etmeye en ihtiyaç duydukları zamanda kendilerini temsil ve ifade edebilecekleri araçlardan yoksunlar. Etraflarını kuşatan sarı – bürokratik sendikalar, işçilerin sorunlarına ve taleplerine ses olmaktan çok uzak oldukları gibi mevcut halin sürdürülmesine hizmet etmekten başka bir işleve sahip değiller. AKP aparatı Hak-İş, ricacı Türk-İş ve de aciz içindeki DİSK mevcut yapıları ve anlayışlarıyla ne bugün ne de gelecekte gerçekçi bir mücadele ortaya koyabilirler.

İçinde bulunduğumuz olağanüstü koşullar, olağanüstü mücadele yöntemleri ve inisiyatifleri gerektirmektedir. Zira sömürü yoğunlaşmakta, emekçiler bölünmekte ve egemenler daha da güçlenmektedir. Bu nedenle bu yılki 1 Mayıs mücadelenin önemini daha güçlü vurgulamak açısından kritiktir. Toplumsal muhalefetin büyük çoğunluğu, demokratik kitle ve emek örgütleri, kanlı 1 Mayıs’a uzanan tarihi unutup Taksim’den çok önce vazgeçmişlerdir. Onlar 1 Mayıs’ı pazar yerlerinde, dolgu alanlarında kutlamaya alışkındır. İktidarın yasaklarını, barikatlarını yıkmayı akıllarından bile geçirecek kudrete sahip değillerdir. Bu yılki 1 Mayıs için henüz sokağa çıkma yasağı konuşulmuyorken bile “dört büyük” 1 Mayıs’ta balkonlardan balon uçurma kararlarını açıklamıştır.

Oysa, işçiler ölürken sanal alemde miting yapmayı planlayanlar gerekli sağlık önlemlerini alarak ve fiziksel mesafeyi koruyarak kalabalıklar halinde fiili bir miting yapma çağrısında bulunabilirdi. Bunu organize edebilecek bilimsel uzman kadroya, yeterli sayıda ekipmana sahip olmalarına rağmen Taksim çağrısı yapmayı tercih etmemişlerdir. Biz Umut-Sen olarak önceki yıllarda olduğu gibi Taksim’den vazgeçilmemesi ve ısrarla, inatla 1 Mayıs’ta Taksim’e işaret edilmesini savunuyoruz. Tarihsel kavgamızı unutmayalım, Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğunu unutturmaya çalışan iktidara karşı Taksim’e sahip çıkalım.

Evde, sokakta meydanda ve tüm yaşam alanlarında 1 Mayıs günü emekçilerin taleplerini en yüksek sesle dile getirelim. Sağlık için gerekli koruyucu ekipmanları kullanarak ve fiziksel mesafeyi dikkate alarak memleketin dört bir yanında sokaklara, alanlara çıkalım. Evde kalamayan milyonların, ücretli izin haklarının verilmesi ve iş güvencelerinin, sağlıklarıyla birlikte korunması için, onların da evde kalabilmesi için bulunduğumuz her yerde eyleme geçelim.

Temel taleplerimiz şunlardır:

Salgının faturasının, halkın sırtından geçinen sermaye sınıfına ve asalak PATRONLARA ÖDETİLMESİ,
Sağlık ve gıda gibi çalışması zorunlu sektörler dışında üretimin durması ve işçilere devlet güvenceli ücretli izin verilmesi,
İşten çıkarmaların yasaklanması ve her işçinin işsizlik maaşından koşulsuz olarak faydalanması,
Geçinemeyenlerin borçlarının silinmesi, salgın boyunca kira alınmaması ve işsizlere gelir bağlanması,
Sağlık emekçileri başta olmak üzere zorunlu işlerde çalışan emekçiler için en üst düzey iş yeri güvenliği önlemlerinin alınması,
Evde karantina ortamının yarattığı toplumsal risk göz önünde bulundurularak kadınları ve çocukları her tür erkek şiddetinden koruyacak mekanizmaların hayata geçirilmesi,
Karantina koşullarında normal gündelik yaşamlarını sürdüremeyen her tür özel ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının karşılanması,
Mültecilerin haklarının güvenceye alınması ve başta sağlık olmak üzere kamu hizmetlerine erişimilerinin sağlanması.

Taleplerimizi hem #1MayısKürsüsü’nde hem de kent meydanlarında yükseltelim.

Direnişçilerin, işçilerin, işsizlerin, kadınların, gençlerin, sanatçıların, sinemacıların kendi konuşma kayıtlarını paylaştığı, kendi pankartlarını yapıp sözlerini söylediği #1MayısKürsüsü’ne sen de katıl.

Ne virüse ne patrona teslim oluruz!

Özgür ve eşit bir yaşam için İşgal, Grev, Direniş!

Share.

Comments are closed.